• ecemdoğanaypıçak

Ebeveyn-Çocuk İlişkisi

Güncelleme tarihi: Şub 16

-Çocuklara kendilerini daha kötü hissettirerek daha iyi davranmalarını bekleyemezsiniz. Çocuklar ancak daha iyi hissettiklerinde daha iyi davranabilirler. Pam Leo.-

Çocuklar için sürekli eleştirilmek, kendi hedefleri yerine, çıtalarını ebeveynlerinin belirledikleri hedefleri gerçekleştirmeye çalışmak ve yakalamaya çalıştıkları 'mükemmel' olma hali, oldukça yorucu ve yıpratıcıdır. Bazı ebeveynlerin, çocuklarının davranışlarını istedikleri yönde şekillendirebilmek, kendi hedef ve beklentilerini çocukları üzerinden gerçekleştirmeye çalışmak gibi, aslında kökenleri kendi çocukluklarında olan çabaları bulunur. Bazı çocukların ise ailelerinden şikayet ettiği noktalarda şu cümleler sık duyulur: ''Onlar için sınavdan aldığım ortalama notlar yeterli değil, daha iyisi olmalı. Onların önem verdiği derslere önem vermeliyim, onların değerli bulduğu hobilere ilgi duymalıyım. Onların istediği gibi davranmalıyım. Yaptığım hiçbir şey beğenilmiyor, ne yapsam eleştirecek bir şey buluyorlar.'' Bir çocuk için oldukça kısıtlayıcı bir yaşam bu. Üstelik bireyselleştirmeye çalışılan, aslında bir yandan bağımsızlığını kazansın diye uğraşılan çocuklar için aile, 'benim kararlarımın altındasın' diyerek karışık mesajlar vermiş olur. Aslında ebeveynler tarafından amaçlanan, çocukları için kendilerince hedefledikleri en iyi yaşam halidir. Ancak buradaki kilit kelime, kendilerince kelimesidir. Çocuğun kendi fikirlerinin sorulmadığı, kararlarının önemsenmediği, kendi istekleri yerine ailesinin beklentilerini karşılamaya çalıştığı bir yaşam, ailenin temelde istediği iyi yaşam haline en uzak yoldur.

Ebeveynlerin çocuklarına verdikleri mesaj, gerçekte vermek istedikleri mesaj değildir çoğu zaman. Ama çocuğun kendi kararlarını veremediği, fikirlerini paylaşamadığı bu ortamda ebeveynlerinden aldığı mesaj şudur: ‘’Sevgi görmek, onay almak ve takdirimi kazanmak istiyorsan, benim istediğim kişi olmalısın.’’ Dolayısıyla ebeveynler, kendilerince daha iyi bir yaşam vermek istedikleri çocuklarına aslında kayıp ve sıkışmış bir çocukluk verirler istemeden. Bu çocuklar, yetişkin hayatlarında da onay alma ihtiyacı içinde kendi benliğini geliştirememiş, sevgi görebilmenin ötekinin şartlarını gerçekleştirmeye dayalı olduğunu öğrenmiş, romantik ve sosyal ilişkilerinde yetersizlik ve değersizlik düşünceleriyle boğuşan yetişkinler olurlar. Doğduğu evde yaşayamadıkları sağlıklı ilişkileri, öğrenemedikleri koşulsuz sevgi ve bir türlü alamadıkları takdir ve onayı başkalarında bulabilmek için uğraşır dururlar.

Sonuç olarak bu davranışları sergileyen ebeveynlerin amaçları çocuklarının iyiliği de olsa, sonuç hiçbir zaman bu olmaz. Çocukların yaşadıkları aşırı kaygı, stres ve tedirginlik birçok psikolojik soruna zemin hazırlarken, tırnak yeme, alt ıslatma, kekemelik ya da saldırganlık gibi birçok davranışsal soruna da neden olur. Bu sebeple, koşulsuz sevin çocuklarınızı. Eleştirmek yerine, denediği için bile takdir alabilmeli her insan. Onun da kendine ait fikirleri, ilgi alanları, istekleri, kararları olduğunu fark etmeli, ona da bu dünyada birey olabilmesi için fırsat tanımalısınız. Yetersiz olduğunu düşündürmek yerine, önce çocuğun önüne koyulan hedef kimin hedefi, onu fark etmelisiniz. Çocuğunuz verdiğiniz tepkilerden çekiniyor ve sizinle iletişim kuramıyorsa eğer, ondan dış dünyada hakkını savunabilmesini, kendini koruyabilmesini bekleyemezsiniz. En yakınındakine kendini kabul ettirememişse bir çocuk, dış dünya onun için çok daha güvensiz, tehlikeli bir yerdir. Değerli olduğunu, kabul gördüğünü, koşulsuz sevildiğini, saygı gördüğünü hisseden her çocuk, yetersiz, değersiz ve kusurlu olduğunu düşünen her çocuktan daha iyi davranışlar sergiler. Yıkıcı değil yapıcı olmak, her zaman daha iyi sonuçlar verir. Ve çocuğunuza verebileceğiniz en güzel hediye, kendinizle ilgili çalışmaktır. Kendi geçmiş yaralarınızı, olumsuz çocukluk deneyimlerinizi, bugünkü davranış ve tutumlarınıza yol açan geçmiş öğrenmelerinizi, kendi ebeveynlerinizle olan ilişkilerinizi gözden geçirerek, geçmişle bugünkü siz arasında bağlantılar kurup anlamlar çıkararak hem kendiniz ve çevreniz hem de çocuğunuz için daha keyifli, dengeli ve anlamlı ilişkileri mümkün kılarsınız.

23 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör