• ecemdoğanaypıçak

Şema Terapi


Şema terapi, çocukluk dönemindeki olumsuz yaşantıların ve karşılanmamış duygusal ihtiyaçların sonucunda,

erken dönem uyumsuz şemaların oluştuğunu ileri sürer. Yaşam boyu tekrar eden bu şemalar çocuklukta başlayan, kişinin kendisi, diğer insanlar ve dünya hakkındaki inanç, duygu, düşünce, davranış, iletişim ve ilişki kalıplarını içerir.


Çocuklar güvenli bağlandıkları, duygusal ihtiyaçlarını karşılayan, bakım veren, ihtiyaçlarına yeterince ve hızlı bir şekilde cevap veren, sevgi dolu ebeveynlerle büyüdüklerinde, kendilik şemaları sevilebilir ve değerli, diğer insanlar ve dünya ile ilgili şemaları ise temelde dostça ve güvenilirdir. Ebeveynlerden gelen sevgi dolu dokunuşlar, güven veren ses, duygusal ve fiziksel ihtiyaçların karşılanmasıyla, çocuk ilişkilerin keyif, güven ve huzur verici olduğunu öğrenir. Çocuğun öğrendiği bu ilişki şablonu, yetişkinlik hayatında da tüm ilişkilerinde kullanacağı şablonun temelidir.


Ancak karşılanmamış ihtiyaçların, ihmalin, istismar, şiddet ve taciz gibi olumsuz yaşantıların varlığında, annenin sevgi dolu dokunuşları, güven veren sesi olmadığında çocuk için, kendisi, dünya, diğer insanlar ve ilişkiler hakkında uyumlu/sağlıklı şemalar geliştirmek oldukça zordur. Doğduğu evde yaşadığı ilişkilerin güven verici, keyifli ve huzurlu olduğunu deneyimlememiş bir çocuk için, yetişkin hayatında yaşadığı ilişkilerde bu temel üzerinden ilerler.


Çocuklukta karşılanmayan ihtiyaçlar, kişinin yetişkinlik yaşamında da karşılanabilmek üzere varlığını sürdürür. Bu isteklerin, ihtiyaçların ve duyguların varlığı doğal olsa da kilit nokta, ihtiyaçların nasıl giderildiği ve hangi başa çıkma yöntemlerinin kullanıldığıdır. Aynı çocukluk dönemindeki duygular, düşünceler ve isteklerle, olayları sağlıklı yetişkin tarafımızla değil de çocuk tarafımızla değerlendirip tepki verdiğimizde, sorunla başa çıkabilmek için, yine çocuklukta kullandığımız başa çıkma yöntemlerini kullanırız. O dönemde bizim için belki de koruyucu olan başa çıkma yöntemlerinin ise, şimdi, yetişkinlik hayatımızda işlevsel olmayan ve aslında sorunu sürdüren uyum bozucu başa çıkma yöntemleri olduğunu fark etmek zordur. Bu, ihtiyaçlarımızın karşılanmadığı ve ihtiyaçlarımızı karşılamanın sağlıklı yollarını öğrenemediğimiz çocukluğun sonucudur.


Şema Terapi’deki uyum bozucu başa çıkma yöntemleri teslim-kaçınma ve aşırı telafidir. Teslim, sorunun çaresizce kabul edildiği, sorunla sağlıklı bir başa çıkma yolunun seçilmediği, soruna teslim olunduğu durumdur. Kaçınma, kişinin kendisini rahatsız eden durum, ortam ve kişilerden kaçınması, sorunu ve sorun duyguları aktive edebileceğini düşündüğü olaylardan uzak durmasıdır. Aşırı Telafide ise kişi, sorunla ilgili duygu ve düşüncelerinin tam tersi yönünde hareket eder. Sorunun kendisinde uyandırdığı duygu ve düşüncelerin aslında tam tersini hissediyor ve düşünüyormuş gibi, bu yönde davranışlar sergileyerek, hissettiğinden farklı görünmeye çalışır.


Terapide, danışanın mevcut sorunların kökeninde yer alan ve çocukluk dönemlerinde oluşan şemalarla başa çıkabilmek için kullandığı, belki de çocukluk dönemi için koruyucu olan bu mekanizmaların tespit edilmesi ve artık yetişkinlik yaşamında işlev bozucu olduğunun fark edilmesi amaçlanır. Şimdiki başa çıkma yolunun, sorunlarını nasıl çözmediği ve ihtiyaçlarını neden karşılamadığı üzerine çalışırız. Kişinin ihtiyaçlarını, duygularını ifade edebilmesi, ihtiyaçlarına daha sağlıklı yollarla ulaşabilmesi, başa çıkma biçimlerinin geliştirilmesi ve işlevsel olmayan içselleştirilmiş seslerin kısılarak sağlıklı iç seslere dönüştürülmesi ise temel hedeflerdendir.

Ecem Doğanay Pıçak

Klinik Psikolog